“Bir şirketi büyütmek başarıdır. Ama büyüyen şirketi, insanını ve itibarını koruyabilmek gerçek liderliktir.”
Bir Dava Değil, Bir Farkındalıkla Başladık
Yaklaşık çeyrek asır boyunca yüzlerce şirketin yaşadığı hukuki süreçleri, krizleri, iş kazalarını, yönetici sorumluluklarını ve kurumsal uyuşmazlıkları yakından gözlemledim.
Her dosya bana aynı gerçeği tekrar tekrar gösterdi.
Şirketler çoğu zaman hukuku, bir sorun çıktıktan sonra başvurulan bir çözüm aracı olarak görüyorlardı.
Oysa aynı dosyalara biraz daha geriden bakıldığında çok farklı bir gerçek ortaya çıkıyordu.
Bu sorunların önemli bir bölümü, doğru zamanda kurulacak sistemlerle hiç yaşanmayabilirdi.
İşte Kurumsal Koruma Programı, tam da bu düşünceden doğdu.
Bu program, bir dava stratejisi değildir.
Bir danışmanlık paketi değildir.
Bir hukuk hizmeti tanımı hiç değildir.
Bu program, şirket yönetimine bakış açısını değiştirmeyi amaçlayan bir yönetim felsefesidir.
Biz Sorun Çözmeyi Değil, Sorun Üretmeyen Şirketler Kurmayı Savunuyoruz
Bugün dünyada şirketler milyarlarca doları kriz yönetimine harcıyor.
Oysa gerçek başarı;
Krizleri iyi yönetmek değil, krizlerin ortaya çıkmasını zorlaştıran kurumlar oluşturabilmektir.
Bizim yaklaşımımız basittir.
Önlemek, her zaman telafi etmekten daha değerlidir.
Korumak, her zaman kaybedileni geri kazanmaktan daha ekonomiktir.
Güven oluşturmak, her zaman güveni yeniden inşa etmekten daha kolaydır.
Kurumsal Koruma Programı işte bu anlayış üzerine kurulmuştur.
Çünkü Bir Şirketin En Büyük Sermayesi Para Değildir
Bir şirket iflas ettikten sonra yeniden kurulabilir.
Yeni yatırımlar yapılabilir.
Yeni ürünler geliştirilebilir.
Yeni pazarlar bulunabilir.
Fakat;
- Kaybedilen güven,
- Yitirilen itibar,
- Çalışanların kırılan aidiyet duygusu,
- Toplumun sarsılan inancı,
Çok daha zor onarılır.
Bu nedenle biz, şirketlerin önce görünmeyen varlıklarını koruması gerektiğine inanıyoruz.
Korunması Gereken Sadece Şirket Değildir
Bizim için korunması gereken;
- Çalışandır.
- Yöneticidir.
- Ailedir.
- İnsan onurudur.
- Şirket kültürüdür.
- Markadır.
- Toplumsal güven duygusudur.
Kurumsal Koruma Programı’nın merkezinde hukuk değil, insan vardır.
Çünkü hukuk, insanı koruduğu ölçüde anlam kazanır.
Şirket de insanını koruduğu ölçüde büyür.
Yeni Dönemin Güçlü Şirketleri Farklı Olacak
Yakın gelecekte şirketler yalnızca finansal performanslarıyla değerlendirilmeyecek.
Şu sorular daha fazla sorulacak:
- Çalışanlarına gerçekten değer veriyor mu?
- Yöneticilerini koruyan sistemleri var mı?
- Krizleri öngörebiliyor mu?
- İnsan odaklı mı?
- Etik ilkelere bağlı mı?
- Topluma karşı sorumluluk hissediyor mu?
İşte yeni rekabet alanı budur.
Kurumsal Koruma Programı da tam olarak bu yeni dünyanın ihtiyaç duyduğu yönetim anlayışını temsil etmektedir.
Hukukun Geleceği Mahkeme Salonlarında Yazılmayacak
Biz hukukun geleceğinin yalnızca dava dosyalarında yazılacağına inanmıyoruz.
Hukukun geleceği;
- Yönetim kurulu toplantılarında,
- İnsan kaynakları politikalarında,
- İş güvenliği kültüründe,
- Etik karar mekanizmalarında,
- Risk yönetimi sistemlerinde,
- Şirketlerin günlük yaşamında yazılacaktır.
Koruyucu hukuk, geleceğin şirket yönetiminin doğal bir parçası olacaktır.
Kurumsal Koruma Programı bu dönüşümün bir adımıdır.
Bir Programdan Daha Fazlası
Kurumsal Koruma Programı;
- Bir danışmanlık modeli değildir.
- Bir eğitim paketi değildir.
- Bir sigorta ürünü değildir.
- Bir hukuk hizmeti değildir.
Bunların hepsini kapsayan, ancak bunların hiçbirine indirgenemeyecek kadar geniş bir kurumsal yönetim yaklaşımıdır.
Amacı dava kazanmak değildir.
Amacı, davaya ihtiyaç duyulmayan kurumlar oluşturmaktır.
Bizim Manifestomuz
Biz;
Krizleri fırsata çevirmeyi değil, krizlerin oluşmasını zorlaştırmayı savunuyoruz.
Şirketleri yalnızca büyütmeyi değil, büyürken korumayı savunuyoruz.
Çalışanların yalnızca verimli olmasını değil, güvende olmasını önemsiyoruz.
Hukuku yalnızca savunma mekanizması olarak değil, kurumsal gelişimin stratejik ortağı olarak görüyoruz.
Başarılı şirketlerin değil, güven veren şirketlerin geleceği inşa edeceğine inanıyoruz.
Son Söz
Her çağın kendi yönetim anlayışı vardır.
Sanayi çağının dili üretimdi.
Bilgi çağının dili teknolojiydi.
Yeni çağın dili ise güven olacaktır.
Güveni inşa eden şirketler büyüyecek.
Güveni koruyan şirketler kalıcı olacak.
Ve güveni sistem hâline getiren şirketler, geleceğin örnek kurumları olacaktır.
Yaklaşık yirmi beş yıllık meslek hayatım boyunca gördüğüm her olay bana aynı gerçeği öğretti:
En başarılı şirketler, en az sorun yaşayan şirketler değildir.
En başarılı şirketler, sorunları ortaya çıkmadan önce görebilen ve insanını, yöneticisini, markasını ve itibarını birlikte koruyabilen şirketlerdir.
İşte bu nedenle Kurumsal Koruma Programı, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına verilmiş bir cevap değil; geleceğin şirket yönetimine yönelik bir vizyondur.
